10 Aralık 2018 Pazartesi

680-100 anadolu

Öncelikle Herkese Merhaba

Tarkan Ömer BANKUR

Tarkan Ömer BANKUR

E-Posta : tarkanomerbnkr@outlook.com

 Bu satırlardan yazmaya başlayacağım duyurulduğundan itibaren, yazacağım konunun heyecanını yaşıyorum. Aslında o kadar çok başlık var ki ama genelde bölümünü okuduğum Tarih alanından sizlerle birşeyler paylaşmayı tercih edeceğim , Elimizden gelenin daha fazlasını yapmak için her daim burada olacağım tabi ki benimde her insanda olduğu gibi kırmızı çizgilerim ve bir duruşum var duruşumdan taviz ve çizgilerimden ödün vermeden yazmaya devam edeceğim, çok sıcak ve samimi bir okuyucu kitlesinin beni beklediğini bilmek bana huzur veriyor  aslında merak etmiyorum desem doğru söylememiş olurum. Sizlerden gelecek olan tepkileri gerçekten merak ediyorum. Ve bu doğrultuda sizlerle  ilk yazımı paylaşıyorum.. Öncelikle ilk yazıma içinde bulunduğumuz ayda fetihi gerçekleşen ve tarihin yıkılmaz Kal ‘alarından biri olan Estergon Kal’asından başlıyacağım tarihi bir yapısı olan  Kal’a  Budapeşte‘nin 60 kilometre kuzey batısında ve Tuna Nehri kıyısında yer alıyor. Budapeşte gezilecek yerleri tamamladığınızda, türküler yakılan, Türk tarihi bakımından oldukça önemli olan bu güzel yapıyı ziyaret edin.

Macaristan sınırları içinde olan ve Tuna Nehri’ni tepeden gören Estergon Kalesi, on iki-on üçüncü yüzyıllarda yapılmış ve 1241’deki Moğol istilasına kadar Macar Krallığı’nın idari ve dini merkezi olmuş bir yapı. Bu yönüyle Macar tarihinde de özel bir yeri bulunan kale, elli yıldan fazla Osmanlı hâkimiyetinde kalmış hatta adına  1595 yılında Osmanlıların kaleyi teslim etmek zorunda kalması üzerine yazılmış, içli bir türküsü bile var

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1543’teki fethinden yaklaşık elli yıl sonra Leh, Çek ve İtalyanlardan oluşan 80 bin kişilik haçlı ordusu tarafından kuşatıldığında, Estergon Kalesi’nde yalnızca beş bin Türk askeri bulunuyordu. Hiçbir şekilde yardım alma ihtimali bulunmayan kale muhafızı Kara Ali Bey’in “Biz Rumeli gazileriyiz; kelle verir kale vermeyiz!” sözüyle kuşatma uzamakla,

Kuşatmanın uzaması düşman askerlerini yöneten kumandanların kendi yönetimlerindeki askerleri kırbaçlamaya başlaması üzerine Kara Ali Bey, “Şu mel’un kumandan yere düşürülürse kâfir askerlerinin hepsi geri dönecektir. Kim onu vurursa kendisine dilediği verilecektir!” dedi. Bu söz üzerine bir asker düşman kumandanı öldürürdü ancak Estergon Kalesi kumandanı Kara Ali Bey de şehit oldu.

Kalede kıtlık ve susuzluğun başlaması ve yeniçerilerin ayaklanmasıyla kale düştü. Aralarında Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmet Paşa’nın da bulunduğu esirler Tuna Nehri’ndeki gemilere bindirilerek Vişegrad‘a götürüldüler. Bu acıyı nesilden nesile aktaran Estergon Türküsü böyle doğdu.

Estergon Kalesi subaşı durak
Kemirir içimi bir sinsi firak
Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak 

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım 

Estergon Kalesi subaşı hisar
Baykuşlar çağrışır bülbüller susar
Kâfir bayrağını burcuna asar

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Bu ateşle yanar kara bahtlıyım 

Estergon Kalesi subaşı kale
Göklere ser çekmiş burçları hele
Biz böyle kaleyi vermezdik ele 

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Estergon’u vermiş kara bahtlıyım.

Sultan I. Ahmed Han, tahta çıkışının ilk yıllarında, Osmanlı Devletinin ileri karakolu olan bu çok önemli kalenin tekrar fethi için, Sadrazam Lala Mehmed Paşa’yı vazifelendirdi. Pes etmeyen, baş vezirlik ve kumandanlık görevine tayin edilen Lala Mehmet Paşa,.

21 Mayıs 1605’de Davut Paşa sahrasından hareket eden Ordu-yu Hümayun, 29 Ağustos günü kaleyi kuşattı. Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Lala Mehmed Paşa, bir harp divanı topladı.İlk sözü kendisi aldı ve -Padişah Efendimizin Emr-i Hümayununu unutmayalım. “Ya Estergon’a girersiniz, ya Cennete” diyerek kalanın fethinden başka çare olmadığını duyurdu  Böylece 10 yıl süren kafir işgali son buldu: 3 Ekim 1605 Türk Akıncılarının kartal kalesi Estergon düşmandan temizlendi. 4.000 kadar haçlı askeri önlerine bakarak savuştular. Yalnız bazı Fransız birlikleri, Osmanlı saflarına katılmak istediler. Lala Paşa, Macarlarınki gibi onların da bu isteklerini kabul etti. Başpiskopos’un oturduğu en büyük kilise cami haline getirildi ve Ayasofya Vaizi Nureddin Efendi ilk Cuma namazını burada kıldırdı.

Bu tarihten itibaren 78 yıl daha Osmanlı hudut boylarının müdafaa eden Estergon Kalesi, 1683’te tamamen Türk egemenliğinden çıktı      Eğer nasip olurda giderseniz atalarımızın kanıyla sulanmış şehit toprağına bizlerden selam götürün Selam ve Hürmetlerimle Esen kalın 


07 Ekim 2018 Pazar 00:30
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Başkan Gürkan 5.Niyâzî-İ Mısrî El-Malati Adlı Sempozyumuna Katıldı

Başkan Gürkan 5.Niyâzî-İ Mısrî El-Malati Adlı Sempozyumuna Katıldı

MABESEM’den Tek Perdelik Oyun

MABESEM’den Tek Perdelik Oyun

Ecdat Yadigârı Tarihi Eserlerimizi Gelecek Kuşaklara Taşıyoruz

Ecdat Yadigârı Tarihi Eserlerimizi Gelecek Kuşaklara Taşıyoruz

Çalık’tan Malatya Barosu’na Ziyaret

Çalık’tan Malatya Barosu’na Ziyaret

Vali Aydın Baruş Ve Eşi Nagihan Baruş’dan Özel Eğitim Öğrencilerine Anlamlı Ziyaret

Vali Aydın Baruş Ve Eşi Nagihan Baruş’dan Özel Eğitim Öğrencilerine Anlamlı Ziyaret

Fırat Edaş’tan Arapgir’e 2.5 Milyon Tl Yatırım

Fırat Edaş’tan Arapgir’e 2.5 Milyon Tl Yatırım

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA